27 Haziran 2009 Cumartesi

ATATÜRK HAKKINDA ŞİİR

  YIKIN DİKTİĞİNİZ HEYKELLERİMİ

Ölümünün 71. Yılında Büyük Ata'mızı Anıyoruz!
 

Ey milletim,
Ben, Mustafa Kemal'im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Özgürlük hâlâ,
En yüce değer
Değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hâlâ medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız,
Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız,
Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın
Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
 
Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız,
Saltanatın, sultanın...
Hâlâ önemini anlayamadıysanız,
Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin, Şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
RAHAT BIRAKIN BENİ...'
 
Süleyman Apaydın
---
 
Atatürk hakkında şiir ve diğer konulardaki yazılar için:
 
 
sayfasına bakabilirsiniz.
 
Tavsiye ettiğimiz bağlantılar:
 
 
 

ATATÜRK HAKKINDA YAZI

  Atatürk Diyor ki:
 
  "Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir. "
 
-----
Atatürk Hakkında yazı ve şiirler için:
www.rehberogretmen.biz  sitesine bakabilirsiniz.
 
Türkiye ve dünya gündemini takip etmek için:
 
www.mynetline.com  adresine gidebilirsiniz.
 

20 Haziran 2009 Cumartesi

CASUS TEMİZLEME PROGRAMLARI

CASUS TEMİZLEME PROGRAMLARI
 
Microsoft firması, win XP ile bir cok yenilige imza atmiştı. bir cok iyilik yerine birde katlanilmaz mecbur üyelik, sadece aldiginiz sistemle calisma, format yada yeni kurmada (install) da key alma zorunluluğu getirmişti.
 
XP çıktı çıkalı bir casus dosya varlığından sözedilmekte. Micro Soft firması bilgisayariniza birde Casus koyup sizleri istedigi an izliyor ve ne yaptiginizi biliyormuş.
 
Konuşulan bu duruma göre şimdi size bu casusu nasil bulup yok edeceginizi anlatayim
 
Bilgisayarinizi actiktan sonra
Start-Çalıştırı tıklayın,
Cikan yere kücük harfle: cmd deyin ve Enter tuşuna basın.
 
Simdi karsiniza bir Dos penceresi acildi.
cikan bu pencereye: net user yazin (net bir bosluk user olacak .) O pencerede bir liste var ve bilgisayarda kac tane kullanici var hepsi yazili buraya kadar her sey normal.
 
Eger: burada bir Support_388945a0 diye bir hesep varsa iste sende de casus var yoksa sorun yok var ise derhal sil:
Peki Bunu nasil silecem derseniz: kolay. Bunu yapin:
net user SUPPORT_388945a0 /delete
Enter.
 
  Bilgisayarımıza sadece XP casus program yerleştirmiyor. Bunu yapan o kadar kötü amaçlı site varki kendimizi onlara karşı korumak bazı durumlarda zor oluyor. Bu nedenle bilgisayarımızı casus programlara karşı sürekli korumak için varolan yazılımlardan faydalanmak gerekir. Bu programların bir çoğu ücretsiz de kullanım sağlıyor. Ücretsiz programı kullandıran firma bazı özellikleri kendiliğinden yaptırmıyor. Bu nedenle bu tür casus temizleme programlarını sürekli kendimiz yönetmek zorundayız...
 
 
 
 
 

14 Ekim 2008 Salı

ÖZGÜRLÜĞÜN RİTMİNE KATILIN

DEĞERLİ SİTE OKURLARININ DİKKATİNE;

 

                     1963 217; ten buyana 15 Ekim DÜNYA KÖRLER BEYAZ BASTON GÜNÜ olarak değerlendirilir.

 

Bu nedenle ülkemizde yaşayan körler adına ENGELSİZ ERİŞİM GRUBU ve GÖRME ÖZÜRLÜLER DERNEĞİ (GÖZDER) üyeleri olarak beyaz baston kullanırken kentin bize yarattığı problemleri dile getirmek için beyaz baston RİTİM GRUBU eşliğinde bir yürüyüş düzenliyoruz.

  

sizleri aramızda görmekten onur duyarız.

 

TARİH    : 15 EKİM 2008 Çarşamba

SAAT      : 11 :00

YER         : GALATASARAY LİSESİ YANI TAKSİM

 

 

www.rehberogretmen.biz   www.dergimiz.biz   www.sonhikaye.com   www.bilgilenme.com   www.genelkaynak.com   www.braillesoft.com   www.braillelive.com   www.ufkunotesi.com   www.cumhuriyet2023.com 

 

27 Haziran 2008 Cuma

2008 KPSS UMUTLARI SOLDURUYOR

    BU KPSS CANIMIZA TAK ETTİRİYOR
 
   Mezun olmak, üniversite diblomasını almak yetmiyor. İllaki dayatılan kpss girmek de gerekiyor....!!!
 
 
   İş yerleri açmakta yetersiz kalan yetkililer var olan boş kadrolarıda doldurmak için milyonlarca kişiyi kpss dayatmasına mahkum ediyor. Böyle olunca umutlar yeşermeden soluyor ve hatta kuruyor...
 
 
   Milyonlarca kişi aldığı eğitimin dışında oldukça düşük ücretlere çalışıyor, bir çok şeye katlanmak zorunda kalıyor. Sosyal devlet anlayışına kpss hiç sığmıyor...
 
   Sonuç olarak şunu yazabiliriz; LÜTFEN SAYIN BÜYÜKLERİMİZ SOYGUNCULARDAN DEVLETİ KURTARIN. DEVLETİ SOYMAYIN... SOYANLARDAN PARALARI FAİZİYLE ALIN... DEVLETİN PARASINI OLMADIK YERLERDE BATIRANLARDAN HESAP SORUN... VE ARTIK KPSS BELASINI BAŞIMIZDAN DEFEDİN...!!!!

19 Mayıs 2008 Pazartesi

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

 
Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun!..
 
 
 
Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş harçlarının atıldığı gün olarak bilinen 19 Mayıs, aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum günü olarak da kabul edilir. Atatürk bir söyleşi sırasında: “Ben 19 Mayıs'ta doğdum”, demiştir. Atatürk’ün bu söylemine dayanılarak, 19 Mayıs sadece ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak değil, “Atatürk'ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır.
Büyük önder ve kurtarıcının, 20 Eylül 1919'da Sivas'ta Amerikan Generali Harbord'la görüşmesi sırasında, General'in, “Fakat millet ve siz, her türlü çalışmada ve fedakârlıkta bulunmanıza rağmen muvaffak olamazsanız ne yapacaksınız?” sorusuna verdiği yanıt:
“Millet ve biz yok, BİRLİK halinde millet var! Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kesin olarak söyleyeyim ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için her şeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olamaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde, millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz!” (Mazhar Müfit Kansu, E.Ö.K. Atatürk'le Beraber; Cilt: II, s. 346)
Cumhuriyet toplantı ve yürüyüşlerinde gösterdiğimiz birlik ve dayanışmanın, ‘kırmızı-beyaz’ renklerle donatılmış ve güzel Türk bayraklarıyla taçlandırılmış olarak sürmesini ve güçlenmesini dileriz. 19 Mayıs özgürlüğe giden yolun açılış günüdür. Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!..
 
 
 
 

17 Nisan 2008 Perşembe

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA GÖRÜLEN KORKULAR

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA GÖRÜLEN KORKULAR www.rehberogretmen.biz

 

Yazan: İbrahim Elibal

 

            Korku, canlı varlıkların; görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir. Aslında her korku, canlıyı uyaran ve kendini savunmasını sağlayan yararlı bir düzenektir. Canlı kaçarak, saklanarak kendini korumaya çalışır.

            Genellikle yeni olan ve bilinmeyen her şey ürküntü verir. Çocuğun güçsüzlüğü ve bilmediklerinin çokluğu düşünülürse, özellikle ilk yıllarda korkuların bolluğu anlaşılır. Çocuk çevresini tanıdıkça, beden gücü ve zihin yetenekleri geliştikçe korkularını bir  bir yener. Örneğin, bir bebek için, her şey korkutucudur. Gürültüler, alışamamış nesne, bir yabancı yüz.

            İki üç yaş çocukları yüksek seslerden, gök gürültüsünden vb. ürkerler. Üç dört yaşlarında bunlara, karanlık, dilenci, hırsız, polis ve öcü korkuları eklenir. Bu yaşlarda ana-babadan ayrı kalmak da tedirginliğe yol açar. Gerçekten çocuklar için düşünülebilecek en büyük korku ana-babadan ayrı kalma ortalıkta kalma korkusudur. Bu korku çocuğu sınırsız biçimde tedirgin eder, güvenini sarsar. Dört yaşında doruğa varan korkularda, yavaş yavaş azalma görülür. Korkular daha somutlaşır. Köpekten, düşüp yaralanmaktan vb. korkulur.

            Altı yaşında korkularda yeni bir artma gözlenir. Hayalet, cadı, hortlak korkusu alevlenir. Yangından ve hırsızdan korkarlar, filmlerin çok etkisinde kalırlar. Bu yaşlardan sonra, genellikle korkularda yatışma olur; ama eski korkuların arada bir arada bir depreşmesi, yada yenilerinin ortaya çıkması olağandır.

            Çocuklar, deneylerinin az, düşünme yeteneklerinin sınırlı olması nedeniyle, gördüklerini ve duyduklarını gerçekçi olarak değerlendiremezler. Benzeterek, gördüklerini çarpıtarak, abartarak korkulan sonuçlar çıkarırlar.

            Çocukluk çağının bu özellikleri göz önüne alınırsa, çocukları korkak yetişmenin çok kolay olduğu sonucu ortaya çıkar. Gerçekten ülkemizde, anne babalar, nineler dedeler, öğretmenler korkuyu bir disiplin aracı olarak bol bol kullanırlar. Bu yol büyüklere hem kolay gelir, hem de çocuğu hırpalamaya gerek bırakmayan sakıncasız bir yöntem sayılır. En kolay görünen çözümler her zaman en doğru olanlar değildir. Çocuk yaramazlık yaptıkça bekçi geliyor, iğneci geliyor vb. sözleriyle çocuğun içine iyice korku salınır. Özellikle doktorla korkutmak çok sık başvurulan bir yoldur. Ancak, çocuğu, doktora hastaneye götürmek gerektiğinde bu yöntemin yanlışlığı ortaya çıkar. Ancak, korkutarak sindirme okul çağında da bitmez. Seyrek de olsa kimi birinci sınıf öğretmenleri çocukları ilk günden korkutup sindirirlerse, daha iyi disiplin sağlayacaklarını sanırlar.

            Korkutma yönteminin hiç kullanılmadığı evlerde sıklıkla görülen bir başka durum da, aşırı kollayıcı ve koruyucu tutumdur. Bu tutumla yetişen çocuğa, 'aman düşersin, çocuklara sokulma döverler, sen karşıya geçemezsin, dur ben geçireyim' diyerek çevrenin tehlikelerle

dolu bir yer olduğu aşılanır. Çocuk adım atsa yanında birisi yardıma hazırdır. Özgürlüğü bu denli kısıtlanmış bir çocuk neyin tehlikeli neyin tehlikesiz olduğunu öğrenmeye olanak bulamaz. Her şeyden ürker, kendi gölgesinden korkar olur.

            İki üç yaş çocuklarının gerçekten korunmaya gereksinimleri vardır. Oyunlarının denetlenmesi, tehlikelere karşı gerekli önlemlerin alınması gereklidir. Çocuğun yaşı büyüdükçe denetimler azaltılır. Çocuğa yapılacak uyarılarda, soğuk kanlı ve gerçekçi olunmalı, tehlikeler abartılmamalıdır.

            Kimi zaman sık başvurulan bir yıldırma da tanrıyı yardıma çağırarak uygulanır. 'sus, Allah Baba taş eder! Çarpılırsın! vb.' bu yola çok başvurulursa çocuk kendini kötü görmekle kalmaz, tanrıya karşı korkuyla karışık bir öfke geliştirir.

            Çocuklarda görülen kimi korkularda bazen büyükler sorumlu tutulamaz. Çok çeşitli elde olmayan sebeplerle çocukta korkular başlayabilir. Bunlar çocuğun yaşantıları ile ilgili korkulardır. Kaza geçirmek, deprem, yangın sel vb. gibi doğal yıkımların etkisi erişkin yaşlara dek süren izler bırakır. Sık sık hastaneye yatan arka arkaya ameliyatlar geçiren çocuklarda da korkuların yer etmesi doğaldır. Kuşkusuz bu çeşit korkulardan dolayı büyükleri suçlayamayız. Ancak unutmamak gerekir ki, korkak yetiştirilmiş yada çok kollanmış çocukların bu durumlarda örselenmesi daha kolaydır ve izleri kolay silinmez. Ayrıca elde olmayan bu korkuların yenilmesi, çabuk atlatılması da büyüklerin uygun tutumuna bağlıdır.

Ana babaları ve öğretmenleri çok şaşırtan bir korku türü de çocuğun okula gidişi ile ilgilidir. Okula yeni başlayan yada o güne kadar okulunu seven ve derslerinde başarılı olan çocukta isteksizlik baş gösterir. Okula gideceği zaman karın ve baş ağrılarından yakınmaya başlar. Okula gitmeyince yakınmalar kısa sürede geçer. Okul korkusunu ortaya çıkaran nedenler şaşılacak ölçüde benzerlik gösterirler. Bunlardan biri anne ve çocuğu ortak yaşam ölçüsüne varan sıkı ilişkileridir. İkincisi de bu ilişkiyi sarsan hastalık, ayrılık gibi durumlardır. Başka bir deyimle anneyi yitirme korkusuna yol açan nedenlerdir.

Okul korkusu çoğunlukla ilk okul çağında, daha seyrek olarak da orta okul ve lise çağında ortaya çıkar. Genellikle orta okul ve lise yıllarında görülen okul korkusu daha ağır ruhsal sorunların göstergesidir.

Yaşına göre çok korkak yada korkuları çok süren çocuklarda, şunlara dikkat edilmelidir.

·        Çocuğun korkuları karşısında sert tepkilerden kaçının. 'erkek çocuk korkar mı?' 'koskoca çocuk olacaksın', gibi sözler korkuyu azaltmaz.

·        Korkularından dolayı çocuğu ayıplamak ve utandırmaktan kaçının, korkularıyla alay etmeyin; korkunun üstüne gitmeyin.

·        Korkunun nedenlerini araştırın, bulunduğu ortamda korkutucu tutum olup, olmadığına bakın.

·        Çocuk arkadaştan ve oyundan yoksunsa bunlara olanak yaratın.

·        Aşırı kollayıcı tutumları gevşetin. Kendi işini kendisinin görmesini sağlayın.

·        Çocuğa süre tanıyın. 'Çivi çiviyi söker' yöntemini kullanarak, korkuları bastırmaya, bir korkuyu başka bir korkuyla yenmeye çalışmayın. Örneğin: sudan, denizden korkan bir çocuğu, bağırta çağırta suya sokmak korkuyu pekiştirir. Bunun yerine, çocuğu su kıyısında oynamaya bırakın.

Okul korkusu ile karşılaşanların göz önünde tutacakları noktaları da kısaca şöyle sıralayabiliriz.

·        Her şeyden önce çocuğun okuldan uzak kalmamasına önem verilmelidir. Evde kalış uzadıkça okula dönüş o ölçüde güçleşir.

·        'Yatışsın, dinlensin, aman üstüne varmayalım' diye çocuğu evde tutmak bunalımını azaltmaz artırır. Anne ve baba çocuğa soğuk kanlı bir tutumla yaklaşmalıdır. Korkutma ve dayaklar geri teper.

·        Anne ve babadan hangisi daha kararlı ve tutarlı davranabiliyorsa çocuğu okula o götürmelidir. Çoğunlukla sıkı ilişki nedeniyle anne bu görevi kolay başaramaz.

·        Öğretmene durum anlatılmalı ve işbirliği sağlanmalıdır.

·        Çocuk tedirgin ve korku içinde olsa da okuldan uzak kalmamalıdır. Sınıfa girmek istemese bile okuldan ayrılmamalıdır. Çocuğun sıkıntıları ilk günler artar gibi olursa da sonra yatışır.

·        Çocuğa, 'Bir şeyin yok senin, naz yapıyorsun' gibi sözleri söylemekten kaçınmalıdır. Okul başarısının şimdilik önemli olmadığı, anlatılmalı sıkıntıları anlayışla karşılanmalı, ama okula gitmeme konusunda ödün verilmemelidir.

 

www.rehberogretmen.biz   www.genelkaynak.com   www.egitek.com.tr   www.pazartek.com   www.braillelive.com   www.tripbox.org   www.braillesoft.com   www.babyeyes.org